|
CLINICAL NEWS |
|
HIV Hastaları İçin Dostça Bir Hatırlatma
"İlacını al" uyarısı yapan cep boyutunda bir elektronik-sesli hatırlatma cihazı, HIV ile yaşayan ve virüs nedeniyle hafif bellek bozukluğu ile karşılaşan hastalarda
başarılı oldu.
Johns Hopkins araştırmacıları, çoğu kullanıcının "Jerry" adını verdiği cihazın her gün birden fazla dozda ilacın zamanında alınması ödevini
kolaylaştırmak için programlanmış, portatif bir araç olduğunu ifade ediyorlar. Clinical Infectious Diseases (Klinik Bulaşıcı Hastalıklar) dergisinin 15 Eylül tarihli sayısında
yayınlanan bir araştırmaya göre, HIV hastaları, özellikle hastalığa bağlı hafif hafıza kaybı yaşayanlar, Jerry'nin dostça hatırlatmalarından büyük oranda yarar görüyorlar.
Jerry, daha doğrusu Hastalık Yönetimi Yardımcı Sistemi (Disease Management Assistance System [DMAS]), bir çalar saat gibi, yanıp sönen ışıklı bir sinyal verip, hastaya doğru zamanda
alması gereken doğru dozajı ve ilacı sözlü olarak bildiriyor. DMAS, şarj edilebiliyor ve yaklaşık olarak bir cep telefonu ağırlığında. Sahip olduğu bilgisayar programı,
hastanın uyum kaydını tutarak, doktora hastanın ilaç programına bağlı kalıp kalmadığını gösteren bir raporu indirip, çıktısını alma imkanı sunuyor.
Bulaşıcı Hastalıklar Bölümünde yardımcı doçent ve halk sağlığı uzmanı olan Dr. Adriana Andrade (M.D., M.P.H.) konuyla ilgili olarak, "HIV hastalarının bildirdiğine göre,
ilaçlarını almamalarının en büyük sebeplerden biri, sadece unutkanlık. Sözlü bir hatırlatmanın mümkün olan en iyi çözüm olacağını düşündük." açıklamasında bulunuyor.
Andrade sözlerine şöyle devam ediyor: "Tedavi konusunda deneyimsiz HIV hastalarının günde ortalama iki hap aldığı günümüzde, bir haftaya düzinelerce ilaç sığdırmak zorunda kaldıkları
birkaç yıl öncesine göre kayda değer bir düşüş var. Ancak, bütün rejimlerde hasta ilaçlarını sıkı sıkıya takip etmelidir; çünkü, virüs pek çok bulaşıcı hastalığa
göre daha kolay bir şekilde direnç geliştiriyor."
64 hastadan 58'i dört aylık çalışmayı sonuna kadar sürdürdü. Hastaların yarısına bir Jerry cihazı verildi ve bu hastalar uyum danışma oturumlarına katıldılar; kalan hastalar
ise sadece danışmanlık hizmeti aldılar. Jerry taşıyan hastalar ilaçlarını %80 oranında alırken, diğer hastalar ilaçlarını bu sürenin sadece %65'inde aldılar.
Andrade şunları ekliyor: "Umarız, çağrı cihazı, cep telefonları ya da özel çalar saatler gibi yeni teknolojilerle birlikte DMAS benzeri diğer cihazlar da benzeri çalışmalarda
ayrıntılarıyla değerlendirilir."
Bu çalışmada kullanılan DMAS, Adherence Technologies tarafından imal edildi.
Çalışmanın finansmanı, National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüsü), Johns Hopkins Hospital General Clinical Research Center (Johns Hopkins Hastanesi Genel Klinik Araştırmalar Merkezi) ve
Merck Laboratories (Merck Laboratuarları) yardımlarıyla sağlandı.
Web adresi:
www.hopkins-aids.edu
Modifiye Kollajen Önemli Tıbbi Uygulamalar Sunabilir
Kollajen, çoğunlukla güzellik ürünlerinde ve mankenlerin dudaklarında karşımıza çıkar. Ancak, Johns Hopkins malzeme bilimcileri, kollajeni moleküler bir otostopçuyla eşleştirerek tıpta bazı
önemli ilerlemeler kaydetmeyi umuyorlar. Araştırmacılar, kollajeni modifiye etmenin yeni ve basit bir yolunu bularak, daha iyi enfeksiyon giderici sargılar ve istenmeyen yara izlerinin oluşumunu önleyecek bir
tedavi için zemin hazırlamış oldular. Ayrıca, doku mühendisleri de modifiye kollajeni laboratuarda kullanarak, hastalarda doku implantının vücuda daha iyi uyum sağlamasında yararlanılabilecek
yeni küçük kan damarlarının oluşumunu kontrol edebilecekler.
Araştırma, insan vücudunun en yaygın proteinini konu alıyor. Kollajen, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor ve üzerinde hücrelerin sinirleri, kemikleri ve deriyi
oluşturduğu süngerimsi iskeleti meydana getiriyor. Toksik olmaması, zaman içinde doğal yolla çözünmesi ve vücut tarafından nadiren reddedilmesi nedeniyle, kollajen kozmetik ürünlerinde, ilaç
taşıyıcı sistemler ve biyo-uyumlu kaplamalarda sıklıkla kullanılıyor.
Johns Hopkins Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümünde (Department of Materials Science and Engineering of Johns Hopkins University) yardımcı doçent olan Michael (Seungju) Yu'ya göre, "Biyoaktif maddeler belirli
peptitlere kolaylıkla bağlandığından, bu yeni modifiye kollajen yeni tıbbi tedavilere zemin hazırlıyor."
Yu'nun açıklamasına göre, "Peptitler kollajene bağlandığında, bu bağlanan ajanlar kollajenin vücuttaki hareketini büyük ölçüde değiştirebilir. Örneğin; kollajen normalde bir yaranın
kapanması ve yara dokusunun oluşturulması için hücreleri çeker, bu da bir kan damarının içinde veya belirli yara bölgelerinde tehlikeli pıhtılara yol açarak, yara dokusunun yeni sinir
bağlantılarının oluşumuna müdahale etmesine neden olabilir. Ancak, yürüttüğümüz laboratuar deneylerinde, modifiye kollajen farklı bir seyir izledi. Hücreleri çekmek yerine uzaklaştırdı.
Petri kabına insan hücreleri eklediğimizde, hücreler işlenmemiş bir kollajen filme doğru hareket ederken, modifiye kollajen örneğinden uzak durdu. Kollajenin bu türü, kan pıhtılarının ve
yara dokusunun oluşumunu durdurabilir."
Başka tıbbi kullanımlar da mümkün. Kollajene eklenen bir büyüme faktörü, yeni hücrelerin çoğalmasını sağlayabilir. Kollajene bağlanan bir antibiyotik, kollajen bazlı bir sargının uzun
bir süre enfeksiyonu önlemesine yardım edebilir. Modifiye kollajen, cerrahi aletler ve implantlarda kaplama malzemesi olarak kullanıldığında, yardımcı medikasyonları serbest bırakabilir.
Yu, konuyla ilgili olarak şunları ekliyor: "Bu süreçte, insan vücudunda halihazırda varolan kollajen için, bazıları doğada bulunmayan şekillerde olmak üzere, yeni seyirler belirleyebiliriz. Modifiye
kollajen, yaralanmaların ve hastalıkların tedavisinde bize yeni ve iyi bir araç sunabilir."
Yu'nun araştırması, National Science Foundation (Ulusal Bilim Vakfı) ve National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüsü) tarafından finanse edildi. |
|
|
ARAŞTIRMA HABERLERİ |
|
İkili İlaç Tedavisi Kolon Kanseri Genini Hedef Alıyor
Johns Hopkins Kimmel Kanser Merkezindeki (Johns Hopkins Kimmel Cancer Center) bilim adamları 30 yıldır kan kanserleri, multipl skleroz ve hepatit tedavisinde kullanılan interferonun bir diğer standart kemoterapi
ajanıyla kombinasyonu halinde kolon kanseri hücrelerini seçerek öldürdüğünü bulguladılar. Yeni araştırmalara göre, kolon kanseri hücrelerinde ortak olan bir gen dizisini hedef alan kombinasyon yöntemi, ilacın
tek başına kullanımına göre daha etkili ve daha az yan etkiye sahip.
Onkoloji yardımcı doçenti ve baş araştırmacı olan Dr. Betsy Barnes'a (Ph.D.) göre "Bu yaklaşım, ağacı kökünden kesip öldürmek yerine, hastalıklı dalı keserek,
ağacın diğer kısımlarının nispeten zarar görmeden korunması üzerinde duruyor."
Tek başına kullanıldığında interferonun hücre öldürme faaliyeti, çeşitli hücrelerin hedeflenmesinde ve hücre bazında gen faaliyetinde spesifik olamıyor ve bu, kanser hücreleri öldürülürken kalp
yetmezliği ve düşük kan sayımı gibi ciddi yan etkilere yol açıyor. Ancak, bilim adamları, interferonun bileşiminde kanser öldürme niteliklerinin yanı sıra, daha az geni aktive ettiği için
daha az yan etkisi olan bir faktör tespit ettiler.
Ekip, bir tümör süpresör görevi görerek kanserli hücrenin büyümesini durduran IRF5'in (İnterferon Regülatör Faktör-5) pek çok kanserde devre dışı bırakıldığını; fakat, süpresör proteinin
çoğu kolon kanserinde düşük düzeylerde görüldüğünü bulguladı. IRF5 düzeylerini artırmak için, araştırmacılar interferonu irinotekan (CPT-11) adında, kemoterapide kullanılan ve hızla
bölünen hücrelerde DNA'ya hasar vererek hücreleri bölünemez duruma getiren bir ilaçla kombine ettiler.
IRF5'in ikili ilaç tedavisinde kilit bir bileşen olduğu yolundaki teorilerini kanıtlamak için, bilim adamları kolon kanseri hücre dizileri üzerinde IRF5 içeren ve içermeyen çeşitli ilaç kombinasyonlarını
test ettiler. Tek başına irinotekan, IRF5 proteinlerinin mevcut olduğu dizilerde yüzde 65 hücre ölümüne yol açtı. IRF5 proteinleri devre dışı bırakıldığında, hücre ölümleri yüzde
37'ye düştü. Araştırmacılar irinotekan ile interferonu kombine ettiğinde ise, IRF5 proteinine sahip kolon kanseri hücrelerinin yüzde 80'inden fazlası öldü.
Onkoloji yardımcı doçenti ve baş araştırmacı Dr. Betsy Barnes'e (Ph.D.) göre, "Bu ilaçların kombinasyonu, sadece daha az gen aktivasyonu anlamına gelmiyor; her iki ilacın da daha az
kullanılmasını sağlayarak yan etkileri sınırlandırabilir."
IRF5 bir dizi kan kanserinde görülmediğinden, kombinasyon tedavisinin diğer kanserlerde işe yarayıp yaramayacağı kesin değil. Ancak, kolon kanseri Birleşik Devletler'de görülen ölümcül kanserler
içinde üçüncü sırada geldiğinden, Barnes ve ekibi, genetiği değiştirilmiş fareler üzerinde başka deneyler yapacak ve muhtemelen hastalığın tedavisi için yeni bir yöntem
geliştirecek.
Kolon kanseri, Birleşik Devletler'de yılda 100.000'den fazla insanı pençesine düşürüyor ve 56.000'den fazla hastada ölümle sonuçlanıyor.
Bu araştırmanın finansmanı American Cancer Society (Amerikan Kanser Derneği) ve Flight Attendant Medical Research Institute Young Clinical Scientist Award (Hosteslik Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü Genç
Klinik Bilimci Ödülü) tarafından sağlanmıştır.
Web adresi:
www.hopkinskimmelcancercenter.org
MRI kullanımıyla, Kalbi "Yeniden Şekillendiren" "Sessiz" Değişimlerin Haritası Çıkarılıyor
Johns Hopkins araştırmacıları, kalp kaslarındaki milyonlarca lifin her birinin işleyişini görüntülemede MRI kullanarak, sessiz sedasız gelişmiş kalp hastalıkları olan ya da
sağlıklı, orta yaş ve üzerinde 441 kadın ve erkeğin kalbindeki en küçük deformasyonların bile haritasını çıkarmayı başardı. MRI'nın bu amaçla kullanılmaya
başlaması araştırmacılara, her bir kalp atışı sırasında, gittikçe artan kalp ve damar deformasyonlarının koordinatlı, üç boyutlu bilgisayar görüntülerini elde etme
imkanı sağladı.
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi (The Johns Hopkins University School of Medicine) ve Kalp Enstitüsü (Heart Institute) tıp ve radyoloji alanında yardımcı doçent olan çalışmanın baş
araştırmacısı kardiyolog Dr. João Lima (M.D.) konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Manyetik rezonans görüntüleme tekniğini bu alanda kullanmaya başlamamız, kalp hastalıklarının
bölgesel olarak nasıl geliştiğine ve muhtemelen kalp ve damar sisteminin diğer kısımlarına nasıl yayıldığına ilişkin ilk görsel ip uçlarına ulaşmamızı
sağladı."
Lima'ya göre, kardiyologlar kalbin şeklinde hem büyük hem de küçük çaplı deformasyonlara yol açan birçok hastalıktan haberdar; ancak, bu deney, söz konusu değişiklikleri en ince ayrıntılarına kadar
takip etmede ya da bunların haritalarını çıkarmada bir ilk.
Hopkins tarafından 45 ila 85 yaş arası yetişkinlerle yapılan araştırmanın sonuçları, farklı etnik kökenlere sahip, herhangi bir kalp hastalığı belirtisi göstermeyen
yaklaşık 7,000 kadın ve erkeği gözlemleyerek kimlerin koroner arter hastalığı geliştirdiğini belirlemeye çalışan ve kısa adı MESA olan Çok Uluslu Ateroskleroz
Araştırmasından (Multiethnic Study of Atherosclerosis) elde edilen ilk sonuçlar. Sonuçların yorumlanmasında karşılaşılabilecek sapmaları en aza indirmek için, bazı tarama
sonuçları üç kardiyologdan herhangi biri tarafından iki kez analiz edildi.
Her tarama için çeşitli kalp çeperlerinin kalınlıkları, pompalama hacmi, ejeksiyon fraksiyonu (her kalp atışı sırasında sol karıncıktan pompalanan kanın oranı), kısalma
fraksiyonu (kasılma sırasında her kasın kısalma oranı, kan basıncı (kalbin yüklendiği işi yükü ya da baskının bir göstergesi) ve vücut kütlesi endeksi gibi ondan fazla kalp
fonksiyonu parametresine ilişkin hesaplamalar yapıldı.
Araştırmacılar, kalbin şeklindeki toplam değişiklikleri üç boyutlu olarak hesaplamada, MRI taramalarının kas kütlesinin pompalanan kanın hacmiyle oranlanmasında
kullanıldığı bir önceki modeli temel aldılar. Bu oran büyüdükçe, kalbin konsantrik yeniden şekillenmesi de o oranda artmakta.
Araştırmacıların kalbin şeklinde meydana gelen değişikliklerle kalp fonksiyonundaki değişiklikleri karşılaştırmaları sonucu ulaşılan istatistiksel analizler,
kalp gittikçe artan bir oranda şekil değiştirdikçe ya da yeniden şekillendikçe, pompalama işlevinde bozulmalar görüldüğünü ortaya çıkardı. Kalbin şeklindeki değişiklikler kendini
genellikle kütlede artış ve çeper kalınlaşması şeklinde gösteriyor.
Sonuçlar, hem kadınlarda hem de erkeklerde kalbin belirli bir bölgesinde, sol karıncığın ön çeperinde, görülen değişikliklerin, kalp fonksiyonunda görülen en büyük gerileme ile bağlantılı
olduğunu doğruluyor.
Hopkins araştırmacıları yeniden şekillenmenin belirli modelleri ve ilgili kalp fonksiyonunun, erkekler ve kadınlarda farklılık gösterdiğini de bulguladılar. Erkeklerde, artan yeniden
şekillenme ve azalan kalp fonksiyonun aşamalı olarak geliştiğini ve bir süre sonra sabitlendiği görülüyor. Kadınlarda ise, ilk sonuçlar yeniden şekillenmenin getirdiği geçici faydaların
varlığına işaret ediyor: Kalp fonksiyonunda ani bir düşüş yaşanmadan önce, kalp atışları sırasında bu fonksiyonda küçük çaplı bir iyileşme görülüyor.
Hopkins'de uzman araştırmacı ve araştırmanın baş yazarı olan kardiyolog Dr. Boaz Rosen (M.D.) konuyla ilgili olarak, "Sonuçlar, lokal kalp hastalıklarına yönelik erken tedavilerin ileride,
tüm kalp ve damar sistemini etkileyebilen daha büyük sorunların engellenmesi ya da durdurulmasında kullanılabilme olasılığını doğurmuştur." açıklamasında bulundu ve sözlerine
şöyle devam etti: "Kalp ve damar hastalıkları ile mücadelede MRI'nın tanı ve uyarıcı uygulamalarını temel araç olarak kullanarak, kalpte meydana gelen değişikliklerin daha ilk
aşamalardayken haritasını çıkarmanın artık mümkün olduğunu da göstermiş olduk."
Bu çalışmada kullanılan özel MRI tekniği, radyolog Dr. Elias Zerhouni (M.D.) tarafından Hopkins bünyesinde başlatılmış ve Dr. Nael Osman (Ph.D.) tarafından geliştirilmiştir. MRI
cihazlarının boyutlarının büyük olması nedeniyle, görüntüleme için hastaların manyetik sargılar üzerinde hareket eden bir platforma uzanması gerekmektedir.
6 merkezde yürütülen ve hastalarla 6 ila 8 yıl boyunca çalışılmasını öngören bu deneyin finansmanı, bir National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüsü) üye kuruluşu olan National
Heart, Lung and Blood Institute (Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü) tarafından karşılanıyor. |
|
|
YURTDIŞINDA HOPKINS |
|
Hopkins Hekimleri Sahra Çölünde Araştırma Yapacaklar
Johns Hopkins Ortopedi Bölümünden spor tıbbı ve rehabilitasyon uzmanları Dr. Brian Krabak (M.D.) ve Dr. Brandee Waite (M.D.), bir kez daha çöldeki bir yarışta sağlık ekibine liderlik edecek.
Bu yılın Mart ayında, RacingThePlanet® tarafından düzenlenen Gobi Çölü koşusunda sağlık ekibini idare etmek üzere seçilen hekimler, şimdi yeni bir zorlukla karşı karşıyalar.
Hekimler, sadece gönüllüler ve tıp doktorlarından oluşan uluslararası bir ekibi yönetmekle kalmayıp, aynı zamanda ünlü atletlerin yarış sırasındaki davranışlarını
inceleme fırsatını da değerlendirecekler.
Dr. Krabak konuyla ilgili olarak "Kalp atışlarından terlemeye kadar her şeyi ölçecek ve bu önde gelen atletlerin sınırlarını belirleyeceğiz." açıklamasında bulundu.
Dr. Waite'e göre, en büyük zorluklardan biri yine, yaralanan bir atletin yarışa devam ederek daha ağır bir yaralanma riskini alıp almamak yönündeki sert karar olacak; bu, "yarışa devam etmek için
yanıp tutuşan" atletlerin yüzüne karşı söylenebilecek basit bir karar değil.
"4 Deserts™" (Dört Çöl) yarışının (Şili'de Atakama, Çin'de Gobi, Mısır'da Sahra ve Artarktika) bu bölümü, yeryüzünün en sıcak bölgesinden geçmesi planlanan 250 kilometrelik bir parkurla
Mısır'da gerçekleştirilecek. 4 Deserts™ serisinin üçüncü ayağı 25 Eylül - 1 Ekim tarihlerinde Mısır'daki Sahra Çölünde koşulacak.
Yarış Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa'dan eşit sayıda olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki 20'den fazla ülkeden gelen 100 yarışmacıyla koşulacak. Sahra Koşusu, altı etaba
ayrılmış yedi günlük bir yarış. 25 Eylül sabahı başlayacak olan koşuda yarışmacılar, günlük olarak kurulan beş kamp alanına ulaşana dek, yol üzerinde çeşitli
kontrol noktalarından geçecekler. Her etap bir maraton sayılıyor (42 kilometre uzunluğunda); ancak, yolun parlak yeşil ışıklı işaret çubuklarıyla aydınlatılacağı
gece koşusunu kapsayan iki günlük bir 80 kilometre etabı da bulunuyor. Yarışmacılara, günlük olarak sadece belirli oranda su ve çadırda bir yer veriliyor. Yarışmacılar kendi yiyeceklerini ve
malzemelerini koşu süresince yanlarında taşımak zorundalar; bu da bitiş çizgisine varmak için verilen çabayı daha da artırıyor.
Yarış, Mısır'ın insandan uzak Sahra Çölünde el değmemiş ve fazla ayak basılmamış bir alanında koşulacak. Yarışmacılar, Farafra Vahasından başlayan ve
büyüleyici Libya Çölü ve Büyük Sahra'dan geçerek Bahariye Vahasına uzanan bir rota takip edecekler. Çoğunlukla "hayalet kasaba" olarak anılan Büyük Sahra'da, binlerce yıl içinde rüzgar aşındırmasıyla
meydana gelmiş doğal tebeşir kaya şekilleri, çölün ortasında büyüleyici bir manzara oluşturmakta. Yarış boyunca koşulacak arazi kum tepeciklerinden kurumuş nehir yataklarına ve
kayalık platolara kadar uzanan büyük bir çeşitlilik gösterecek. Yarışmacılar ayrıca yol üzerinde pek çok doğal kaplıcadan geçtikten sonra Kahire'ye dönüş yoluna geçerek, antik Giza
Piramitlerinde koşuyu noktalayacaklar.
Yarış alanı, 21 yaşındaki Koreli Han Jang'dan İngiltere-Galler'den katılan 73 yaşındaki Laurie Brophy'e kadar farklı yaşlardan bireylerle emsalsiz bir çeşitliliğe tanık
olacak. Ayrıca, görme engelli olup yarışa rehberi yardımıyla katılacak olan Koreli Kyung Tae Song da yarışmacılar arasında. Yarışmacılar, yatırım
bankacılığı, hukuk, girişimcilik, tıp, akademisyenlik vb. gibi pek çok meslek grubunu temsil ediyorlar.
Johns Hopkins Medicine International
www.jhintl.net adresinde bir günlük tutacak; Kore dilindeki versiyona (
www.hopkinskorea.com) İspanyolca versiyona ise (
www.saludhopkins.com) adreslerinden ulaşılabilecek.
Johns Hopkins Teletıp Ofisinin, parkur üzerindeki çeşitli kontrol noktalarından yapacağı uydu yayınıyla, video günlüğü olanağı da sunulmaktadır.
CME KURSLARI
15 Ekim 2005
CT Anjiografi: İlkeler, Teknikler ve Klinik Uygulamaları-MI
Detroit Marriott,
Renaissance Center,
Detroit, MI
19 Ekim 2005
CME Seminer Serisi/RSC Çalıştayı
Johns Hopkins Broadway Research Building
Baltimore, MD
28 Ekim 2005
Diyabetik Retinopati ve Damar Tıkanıklığı Hastalığında Son Gelişmeler
Johns Hopkins University School of Medicine, Turner Building
Baltimore, MD
29 Ekim, 2005
11. Hematolojik Maliniteler Yıllık Güncellemesi
Johns Hopkins School of Medicine, Turner Auditorium
Baltimore, MD |
|